Kapasite Faktörü Nedir?

Elektrik santralinin net kapasite faktörü (KF), santralin belli bir periyotta ürettiği toplam enerjinin tam kapasitede üretebileceği enerjiye bölümüdür. Kapasite faktörü kullanılan yakıt türüne ve santralin tasarımına bağlı olarak derecede değişir.

Diğer bir ifade ile kapasite faktörü; bir santralin gerçekleşen çıktı miktarının, mümkün olan maksimum çıktı miktarına oranıdır. Örneğin, 100 kW gücündeki bir santral, tam kapasiteyle çalıştığında saatte 100 KWh enerji üretebilecekken, eğer gerçekleşen üretim miktarı 90 kWh ise bu durumda bu santralin kapasite faktörü %90 ‘dır.

Termik santrallerin kapasite faktörü, çalışma saatlerine ve santralin çalışma kapasitesine bağlıdır. Eğer elektriğin piyasa fiyatı düşükse, santral daha az üretecek ya da üretimi durduracaktır. Bu nedenle , elektrik piyasa fiyatı düşük olduğunda kapasite faktörü de düşük olacaktır. Diğer yandan, depolama kapasitesi olmayan yenilenebilir enerji santrallerinin, yakıt masrafı da olmadığı için, kapasite faktörü yalnızca kaynağa bağlıdır. Bu nedenle, üretim yapılabilir durumda oldukları sürece, (devre dışı durumda ya da bakımda olmadıkları sürece) fiyattan bağımsız olarak mümkün olan en fazla miktarda üretim yapmak isteyeceklerdir.

Bir santralin tam kapasitede çalışamamasının birkaç sebebi vardır:

1 – parçaların arızasından veya işlevini kaybetmesinden dolayı meydana gelen hizmet veya işlemdir. Bu, kapasitenin büyük oranda düşmesine neden olur. Ana yük santrallerinin birim enerji başına daha az maliyeti vardır. Çünkü maksimum verimlilik için tasarlanmışlardır ve daima yüksek çıkış (enerji) verirler. Katı madde yakan jeotermal santraller, nükleer santraller, kömür santralleri ve biyoenerji santralleri hemen hemen daima ana yük santralleri olarak çalışır.

2 – elektriğin gerekli olmadığı durumlarda çıkışın azaltılabilmesidir. Böylece elektrik ihtiyacı olmadığı durumlarda üretime ara verilebilir.

3 – saniyedeki değişimdir. Hidroelektrik santrallere daha fazla jeneratör eklenerek kurulu kapasitesiteleri arttırabilir. Yakıt kaynağı (örn;su) harcanmamış olur.

Güneş enerjisi, rüzgâr gücü ve hidroelektrik gibi birkaç kaynaktan yenilenebilir enerji sağlandığında, kullanışsız kapasite ile ilgili üçüncü bir sebep vardır. Santral elektrik üretebilir, fakat yakıtı (rüzgâr, güneş ışığı veya su) kullanılamayabilir. Hidroelektrik santralinin üretimi, su akışındaki değişimden dolayı, su seviyesini çok yüksekte tutmakla veya çok düşürmekle etkilenebilir. Bununla beraber, güneş, rüzgâr ve hidroelektrik santraller yüksek uygunluk faktörlerine sahiptir. Bu yüzden yakıt kullanıldığında, daima elektrik üretmeleri gerekir.

Rüzgâr tarlaları, rüzgârın doğal davranışından dolayı çok aralıklıdır. Fakat bir rüzgâr tarlası geniş yer kaplayan, yüzlerce rüzgâr türbininden meydana gelebileceğinden dolayı, türbinlerin zararlarına karşı tam meyillidir. Büyük rüzgâr tarlasındaki birkaç rüzgâr türbini planlı veya plansız bakım için durdurulabilir ve geri kalan türbinler rüzgârdan enerji üretmeye devam edebilirler.

Güneş enerjisi, dünyanın günlük dönüşünden ve bulutların güneş ışınlarını kapamasından dolayı, değişkendir. Ana yük ihtiyaçlarını karşılamak için, ısı enerjisi depolama sistemi kullanılabilir ve güneş panellerinin sayısını arttırılabilir.

Jeotermal, birçok diğer güç kaynaklarından daha büyük kapasite faktörüne sahiptir ve jeotermal kaynaklar haftanın her günü 24 saat kullanılabilir. Jeotermal güç, nükleer pile benzetilebilir. Çekirdekteki veya toprağın içindeki çürük radyoaktif elementlerden ısı üretilir.

Türkiye’de genel itibariyle yenilenebilir enerji santrallerinin kapasite faktörleri, rüzgar enerjisi santralleri için %33, güneş enerjisi santralleri için %18 ve hidroelektrik santralleri için %35 alınabilir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir