Yazar arşivleri: site editörü

Rüzgar Ölçüm Direği

“Rüzgar atlasları herhangi bir proje sahasında ancak rüzgar ölçüm direğinin konumuna karar verebilmek bakımından fikir verebilir. Bu sebeple, gerçek anlamda veri elde edebilmek için arazide kurulu bir ölçüm direğine ihtiyaç vardır.”

Maksimum orandan elektrik üretebilmek için rüzgar santrallerinin uygun sahalarda kurulması gerekir. En çok rüzgar potansiyeline sahip alanları tespit etmek için rüzgar atlasları kullanılmalıdır. Rüzgar atlasları, sahaların rüzgar seviyelerine ilişkin tahminlerde bulunabilmek amacıyla istatistiksel ve coğrafi metotlar kullanır.

Bir arazinin rüzgar karakteristiğini modellemek için ise arazide en az 1 yıl süreyle ölçüm yapılması gerekmektedir. Rüzgar ölçüm standartları, Rüzgar ve Güneş Enerjisine Dayalı Önlisans Başvuruları İçin Yapılacak Rüzgar ve Güneş Ölçümleri Uygulamalarına Dair Tebliğ ile belirlenmiştir.

Bu tebliğe göre, ölçüm direklerinin kurulma usulü ve teknik özellikleri aşağıdaki şekilde olmalıdır:

  • Rüzgar hız ve yön ölçümü 30 metre yükseklikte ve ayrıca direğin en üst noktasında yapılmalıdır.
  • Rüzgar ölçüm direğinin boyu en az 60 m olmalıdır.
  • Anemometrenin türbülans etkisinde kalmaması için rüzgar yön ölçer, anemometreden 1.5 ila 2.5 m aşağıya kurulmalıdır.
  • Hava sıcaklık ölçer, nem ölçer ve basınç ölçer gibi diğer sensörler direğin en az 3 m yüksekliğine kurulmalıdır.
  • Veriler 10’ar dakikalık olarak tutulmalıdır.
  • Veri toplama ünitesinin, ölçülen verileri en az 1 yıl süreyle saklayabilecek kapasitede olması gerekmektedir.
  • Rüzgar direğinin tepesine bir ikaz lambası kurulmalıdır.
  • Rüzgar direği, kırmızı ve beyaz olarak iki renkte boyanmalıdır.
  • Yıldırım yakalama çubuğu kurulmalıdır.
  • Ölçüm direği proje sahasına yerleştirilmelidir
    • Koordinat hata payı en fazla 5 metre olmalıdır.
    • Ölçüm direkleri meteoroloji radarlarına en az 5 km uzaklıkta olmalıdır.
  • Ölçüm direkleri kurulduktan sonra;
    • Onay için Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulmalıdır.
    • Kurulan direğin koordinat ve yükseklik bilgileri Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne bildirilmelidir.
  • Her bir ölçüm direğine MGM tarafından bir istasyon numarası verilir.
  • MGM, ölçüm direğinin kontrolü en az 3 MGM personeli tarafından yapılır.
  • Resmi ölçümler, direğin kurulumunun tasdik edilmesinin ardından yapılmaya başlanır.
    • Ölçüm direğinin onayı için; arazi kullanım hakkı, ekipmanın tipi, üretici firması, seri numarası, ekipmanın yüksekliği ve kalibrasyon tarihi gibi bilgilerin sunulması gerekmektedir.
  • Ölçüm verileri MGM’ye günlük olarak iletilir.
  • Yapılan ölçümlerle;
    • Hakim rüzgar yönüne,
    • Günlük ve aylık rüzgar hız seviyelerine,
    • Hava basıncı, hava sıcaklığı ve hava yoğunluğuna,
    • Yüzey pürüzlülüğüne

ilişkin veriler toplanır ve hesaplanır.

  • Veri kaybının % 20 den fazla olmaması gerekir.
    • Bu limitin aşılması durumunda, yapılan ölçümler lisans başvurusu bakımından geçersiz sayılır.
    • %20’nin altındaki veri kayıpları, istatistiksel yöntemler ve diğer ölçümler kullanılmak suretiyle tamamlanır.
  • Ölçümlerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak Ölçüm Sonuç Raporu onay için MGM’ye sunulur.
  • Ölçüm sonuç raporu direğin en üst seviyesindeki ölçüm sonuçlarını içerir.
  • Hesaplamalar 10 dakikalık ölçüm verilerine istinaden yapılır.

 

kaynak : mgm.gov.tr

Kapasite Faktörü Nedir?

Elektrik santralinin net kapasite faktörü (KF), santralin belli bir periyotta ürettiği toplam enerjinin tam kapasitede üretebileceği enerjiye bölümüdür. Kapasite faktörü kullanılan yakıt türüne ve santralin tasarımına bağlı olarak derecede değişir.

Diğer bir ifade ile kapasite faktörü; bir santralin gerçekleşen çıktı miktarının, mümkün olan maksimum çıktı miktarına oranıdır. Örneğin, 100 kW gücündeki bir santral, tam kapasiteyle çalıştığında saatte 100 KWh enerji üretebilecekken, eğer gerçekleşen üretim miktarı 90 kWh ise bu durumda bu santralin kapasite faktörü %90 ‘dır.

Termik santrallerin kapasite faktörü, çalışma saatlerine ve santralin çalışma kapasitesine bağlıdır. Eğer elektriğin piyasa fiyatı düşükse, santral daha az üretecek ya da üretimi durduracaktır. Bu nedenle , elektrik piyasa fiyatı düşük olduğunda kapasite faktörü de düşük olacaktır. Diğer yandan, depolama kapasitesi olmayan yenilenebilir enerji santrallerinin, yakıt masrafı da olmadığı için, kapasite faktörü yalnızca kaynağa bağlıdır. Bu nedenle, üretim yapılabilir durumda oldukları sürece, (devre dışı durumda ya da bakımda olmadıkları sürece) fiyattan bağımsız olarak mümkün olan en fazla miktarda üretim yapmak isteyeceklerdir.

Bir santralin tam kapasitede çalışamamasının birkaç sebebi vardır:

1 – parçaların arızasından veya işlevini kaybetmesinden dolayı meydana gelen hizmet veya işlemdir. Bu, kapasitenin büyük oranda düşmesine neden olur. Ana yük santrallerinin birim enerji başına daha az maliyeti vardır. Çünkü maksimum verimlilik için tasarlanmışlardır ve daima yüksek çıkış (enerji) verirler. Katı madde yakan jeotermal santraller, nükleer santraller, kömür santralleri ve biyoenerji santralleri hemen hemen daima ana yük santralleri olarak çalışır.

2 – elektriğin gerekli olmadığı durumlarda çıkışın azaltılabilmesidir. Böylece elektrik ihtiyacı olmadığı durumlarda üretime ara verilebilir.

3 – saniyedeki değişimdir. Hidroelektrik santrallere daha fazla jeneratör eklenerek kurulu kapasitesiteleri arttırabilir. Yakıt kaynağı (örn;su) harcanmamış olur.

Güneş enerjisi, rüzgâr gücü ve hidroelektrik gibi birkaç kaynaktan yenilenebilir enerji sağlandığında, kullanışsız kapasite ile ilgili üçüncü bir sebep vardır. Santral elektrik üretebilir, fakat yakıtı (rüzgâr, güneş ışığı veya su) kullanılamayabilir. Hidroelektrik santralinin üretimi, su akışındaki değişimden dolayı, su seviyesini çok yüksekte tutmakla veya çok düşürmekle etkilenebilir. Bununla beraber, güneş, rüzgâr ve hidroelektrik santraller yüksek uygunluk faktörlerine sahiptir. Bu yüzden yakıt kullanıldığında, daima elektrik üretmeleri gerekir.

Rüzgâr tarlaları, rüzgârın doğal davranışından dolayı çok aralıklıdır. Fakat bir rüzgâr tarlası geniş yer kaplayan, yüzlerce rüzgâr türbininden meydana gelebileceğinden dolayı, türbinlerin zararlarına karşı tam meyillidir. Büyük rüzgâr tarlasındaki birkaç rüzgâr türbini planlı veya plansız bakım için durdurulabilir ve geri kalan türbinler rüzgârdan enerji üretmeye devam edebilirler.

Güneş enerjisi, dünyanın günlük dönüşünden ve bulutların güneş ışınlarını kapamasından dolayı, değişkendir. Ana yük ihtiyaçlarını karşılamak için, ısı enerjisi depolama sistemi kullanılabilir ve güneş panellerinin sayısını arttırılabilir.

Jeotermal, birçok diğer güç kaynaklarından daha büyük kapasite faktörüne sahiptir ve jeotermal kaynaklar haftanın her günü 24 saat kullanılabilir. Jeotermal güç, nükleer pile benzetilebilir. Çekirdekteki veya toprağın içindeki çürük radyoaktif elementlerden ısı üretilir.

Türkiye’de genel itibariyle yenilenebilir enerji santrallerinin kapasite faktörleri, rüzgar enerjisi santralleri için %33, güneş enerjisi santralleri için %18 ve hidroelektrik santralleri için %35 alınabilir.

 

Güneş ve Rüzgar Enerjisi Gelecekte En Ucuz Enerji Formları Olacak

Yeni bir araştırma, tamamen yenilenebilir enerji türlerine dayanan bir enerji sisteminin gelecekte ekonomik açıdan uygulanabilir olacağını gösteriyor. On yıl içinde, güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi, Asya’nın en büyük enerji piyasaları için en ucuz enerji üretim biçimleri olacaktır.

Lappeenranta Teknoloji Üniversitesinde (LUT) yapılan araştırmalar, Kuzeydoğu Asya ve özellikle Çin’in 5-10 yıl içinde tamamen yenilenebilir bir enerji sistemine geçmenin faydalı olacağını gösteriyor. Araştırmayı yapan Neo-Carbon Energy projesine göre, güneş enerjisi fiyatı 2025-2030 yılına kadar yarı yarıya düşecek.

Çalışma, geçen yılın sonunda tamamlandı, çalışma, on yıl içinde güneş enerjisi ve rüzgar enerjisinin, Asya’nın en büyük enerji piyasaları için en ucuz enerji üretimi biçimleri olacağı sonucuna vardı. LUT Güneş Ekonomisi Profesörü Christian Breyer’a göre bunun sebebi, yenilenebilir enerji, Asya’da enerjiyi üretmenin en ucuz yoludur.

Ekonomik uygulanabilirlik, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmanın en büyük zorluklarından biridir. Yapılan araştırmalar, güneşin ve rüzgarın 5-10 yıl içinde uygulanabilir enerji kaynakları olacağını gösteriyor. Bunun nedeni, kapasitenin her iki katına çıktığında maliyetlerin % 20 oranında düşmesidir.

“Bu durum, örneğin, güneş enerjisi fiyatının 2025-2030 yılına kadar yarıya indirileceği anlamına geliyor. Bu, onları dünyanın en ucuz üretim biçimleri haline getirir,” diyor Principal Scientist Pasi Vainikka ve LUT Adjunct Professor.

Benzer yenilenebilir enerji simülasyonları daha önce yapılmamıştır. Neo-Carbon Energy projesi, benzer bir enerji sisteminin Finlandiya’daki fırsatlarını ve uygulanmasını araştırmaya devam edecek.

Neo-Carbon Energy araştırma projesi Tekes tarafından finanse edilmektedir ve LUT, VTT ve Turku Üniversiteleri arasındaki işbirliği ile uygulanmaktadır. Araştırma kısa süre önce Japonya’daki küresel güneş enerjisi konferansında en iyi açılış seçildi.

kaynak: lut.fi